Sanki kaygan bir zeminde Yürüyorum biteviye. Peşimden ağır gölgemi Sürüyorum biteviye. xxx Deli gönlüm dert sahibi Bulanık görünmez dibi. Bir aşkı sarmaşık gibi Sarıyorum biteviye. xxx Gam taşırım harman harman Kesildi dizimde derman. Canan için,can alıp can; Veriyorum biteviye. xxx Aklım oynar “yâr” dendi mi Coşar yıkarım bendimi Kırık aynada kendimi Görüyorum biteviye. xxx Bağım dökse de gazeli Varsın essin sevda yeli. Hayalimdeki güzeli Arıyorum biteviye. xxx Dilimde gizemli isim Kalbime kazınan resim. Ben mecnunsam,bu Leyla kim? Soruyorum biteviye. xxx Nereye dönsem yönümü Kör aşk kapatır önümü. Günüm tutmuyor günümü Eriyorum biteviye.
AHMET SÜREYYA
************************************************
SEN MUTLU OL
Gökyüzüne baktigimda gözlerin gelirdi aklima Sebepsiz bir sevgi kivilcim almisti benden habersiz Sessiz cigliklarim susuyordu sana bakinca Kalbimde biseyler ucusuyordu bende kalmiyordu Gözlerim nokta, virgül demeden dinlemeden öyle sende takili kaliyordu O ortamda bir heyecan kapliyordu icimi Hissetirmemem gerekiyordu baskalarina bendeki seni Yanimda cevremde kim var unutuyordum hepsini Dünya sanki sadece sana dönüyordu Soruyordum kendime bana ne oluyordu? Sonra tam bir adim daha ilerlemek isterken bir güvercinin ucurdu haber duraklatti, noktaladi o masum sevgiyi. Bitmesi gerekiyordu Cünki baska bir alternatifim yoktu Devam ederse bana yakismazdi Devam ederse bu sevgi bana zararliydi Belki de yipraticakti Icimden birseyler koptu Gözlerim yavasca doldu sonra yagmur oldu Ama bitti Gömdüm en derin bir yerlerde seni Sen mutlu ol, Gözlerin bana ait olmasada Kalbin bi baskasi icin carpsada Gözlerin biryerlerde onu arasada Sen mutlu ol Ben noktalarim sessizce bu platonik sevgimi
hatice kalin
************************************************
PLATONİK AŞK
Sır ve esrarengiz aşklar yaşadım ben. Bilinmedi sevdalarımın iç yüzü. Birazda platonik aşklara tarz bir sevgiydi bendeki. Hayalperest düşlerimin olmadık meyvesiydi sevdalarım. Olanaksız diye bir limit koymadım düşlerime. Hep daha mükemmelini hayal ettim. Gökler gibi sonsuz durup ta, Sonu olacak kaygısı duymadım hiçbir zaman. Sevmeye karşı olan hevesimi dindirmekti niyetim. Dalgalı denizde yüzmek kadar keyifli ve tehlikeliydi sevişlerim; Çünkü kaybetmeye karşı tahammülüm yoktu Ve belki de ben, Platonik aşkları bu yüzden seviyordum. Ama kimseyi öldürecek kadarda acımasız değildi sevişlerim; Masumiyet vardı sevişlerimde. Gerçekler lügatimde yer almadı, Geçici bir süre olsa da Ve ben hep platonik aşkları sevdim; Çünkü onlar beni hiç üzmedi.
HAYDAR GÜNDÜZ
************************************************
BEN SENİN BENİ SEVEBİLME İHTİMALİNİ SEVDİM
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam… Ben seninle bir gün Veyselkarani´de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara´da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi… Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu´larımız vardı… Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı… Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla… Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu´na inat bir Türkçeyle… Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara´ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara´da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara´ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi´ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van´daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt´ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
Yılmaz Erdoğan
************************************************
GÜZEL KIZ
Güzel kız seni unutamıyorum Gittiğim her yerde sen Yaşadığım hayatta sen seni arıyorum güzel kız seni Ben sensiz yaşıyorum Bu şehirde Bu sokaklarda Şimdi beni ne hale koydun güzel kız Her günüm bir kabus oluyor Sana gelmek istiyorum Gelemiyorum Seni unutamıyorum güzel kız Platonik aşkınla beni yalnız bıraktın Seviyorum ama utanmıyorum Sevgi dedkleri bumu Platonik aşk dedikleri bumu Bilmiyorum, bilmiyorum Güzel kız, güzel kız.
Muhammet PINALOĞLU
|