Ana Sayfa  Sohbet  Şiir Gönder Hikaye Gönder   Sesli Şiirler  Arama İletişim

Menü

 Ana Sayfa
 Aşk Mesajlari
 Aşk Hikayeleri
 Aşk Resimleri
 Aşk Sözleri
 Aşk ve Sevgi
 Aşk Videoları
 Aşk Şarkılari
 Aşk Şiirleri
 Biyografi
 Cinsellik
 Dini Bilgiler
 Diziler
 Filmler
 Fıkralar
 Güzel Sözler
 Haberler
 Hikayeler
 ilahiler
 Kadinca
 Manken Resimleri
 Msn Messenger
 Oyunlar
 Programlar
 Resimler
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Sesli Şiirler
 Sevişme Sahneleri
 Sms Sözleri
 Sohbet Odaları
 Videolar
 Yemek Tarifleri
 Yeni Albumler
 Önemli Bilgiler
 Önemli Linkler
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
  İletişim

 'Musul ve Kerkük'ü alırsak Türkiye ikiye bölünür'

 RUMUZ :

Nick Yazip Sohbet 'Baglan' a tiklayin.. BaharimSin.com

Başlangıç Sayfam Yap Favorilerime Ekle

 

Okunma

2111


'Musul ve Kerkük'ü alırsak Türkiye ikiye bölünür'
22.07.2009
VERSO Araştırma Şirketi'nin sahibi, strateji uzmanı Erhan Göksel, Türkiye'nin geleceğine dair ilginç tespitlerde bulundu.
Erhan Göksel son günlerde yeniden Türkiye'nin birinci gündemi olan "Kürt Sorunu"nun geleceğini Odatv'ye anlattı. İşte Göksel'in açıklamaları:

"ABD için bugünkü dünyada en büyük siyasi problem, Kuzey Irak başta olmak üzere Ortadoğu'da yeni bir harita oluşturulmasıdır. Daha doğrusu Ortadoğu'nun "yeniden-dizayn edilmesi"yle, İsrail'in güvenliğini sağlamaktır. Bu proje Clinton dönenimde başlayan, Bush döneminde devam eden ve hiç değişmeyen bir siyaset anlayışının devamıdır. Bu bölge yapılandırılırken 1 Mart tezkeresi ile Türkiye eski önemini yitirmiş, Türkler değil, bölgedeki Kürt nüfus Amerika için en önemli partner haline gelmiştir.

ABD'nin bastırmasıyla olsa gerek; kısa bir süre önce bir tez ortaya atıldı. Ayrıca ABD'li önemli bir "Think-Tank" (düşünce) Kuruluşunun raporu da, 2012'de Musul'un Türkiye'ye bağlanabileceğini söyledi. Hemen arkasından geçen hafta, bu sefer bizzat Barzani'nin yakın çevresinden "Kuzey Irak Kürt Yönetimi"nin, Kerkük'ün Kürt yönetimine katılması, Kuzey Irak Kürtleri'nin de Musul Vilayeti ile beraber Türkiye'ye katılması türünden söylemler dışardan Türkiye'ye taşındı..

Kuzey Irak'ın (Musul-Kerkük) Türkiye'ye katılması baştan beri Turgut Özal'ın fikriydi. Benim kendisiyle çalıştığım 1990'lı yıllarda bu onun en büyük rüyasıydı. Ancak o zaman Türkiye gerçekten masadaydı ve uluslararası politikayı da kısmen yönetiyordu. Ne yazık ki, o dönemde askerler buna cesaret edemediler ve masadan kalktılar. Özal yalnız kaldı ve Türki'ye ilk Irak Harekatını uzaktan izledi; sonuçta da bugünkü Kuzey Irak Kürt Devleti'nin tohumları atıldı. Bugün ise durum çok farklı. Bugün Türkiye ile ilgili aklınıza gelebilecek her türlü siyasal mücadele ve ülke içerisindeki çatışmalar "Uluslararası Siyaset"in, "Uluslararası Güçler"in mücadelesinden dolayı ortaya çıkıyor. Ülke içindeki ulusal güçlerle onlara karşı olanların mücadelesi değil bugün yaşadıklarımız. Özal dönemi ile bugünün farkı işte budur.

Bugün Uluslararası Güçler'ce ortaya atılan bu önemli tez; yani, Kuzey Irak ve Musul'un bize katılması tezi, bize çok sıcak görünüyor. Çok sempatik geliyor. Musul'un Türkiye'ye katılmasının bir tek anlamı vardır. O da; Lozan'ın ortadan kalkmasıdır. Zaten Lozan Amerika Birleşik Devletleri tarafından imzalanmamıştır ve kabul edilmemiştir. Bu konu bizim ders kitaplarımızda hiç bahsolunmaz. Bizim Necip Türk medyasının da bilmediği için hiç bahsetmediği bir konudur bu. ABD, Lozan'ı ve Türkiye'nin varlığının siyasi tescilini asla tanımamıştır.

Misak-ı Milli sınırları değişirse Lozan geçersiz olur
Eğer biz Musul'u alırsak, bir anlamda üniter yapımızı değiştirmiş oluruz. Özetle; biz Lozan'ı lağvettiğimiz zaman, yarın Musul ve Kerkük dahil Kuzey Irak, Türkiye'ye katılırsa, fiilen Lozan ortadan kalkmış olur ve Lozan kalktıktan sonra da, belki bir 10 yıl içerisinde bizdeki Kürt bölgelerini de içine alacak şekilde bir parçalanmanın da önü açılır. Yani, Türkiye Cumhuriyeti'nin Misak-ı Milli sınırlarında herhangi bir değişikliğin olması demek, Lozan'ın geçersiz kalması demektir. Lozan geçersiz olursa, ilk etapta bu bir büyüme gibi görünse de, daha sonraki süreçte Türkiye'nin farklı federasyonlara ve sınırlara bölünmesinin, bu konudaki siyasi dayatmaların da önü açılmış olur.

Lozan Türkiye'nin yegane tazminatıdır
Bugün Türkiye'nin bölünmesini engelleyen en önemli şey Lozan'dır. Lozan, Türkiye'nin varlığı ve bütünlüğünün yegane teminatıdır ve Amerika dışında, bütün devletlerin, uluslararası platformda "siyaseten mutabakatla" kabul edilmiş bir anlaşmadır. İlk anda bize çok sıcak gelen bu Kuzey Irak "ilhakı", aslında Türkiye'nin parçalanmasının pratik ve en etkili yoludur. Böyle bir gelişme ile Türkiye büyük bir tehlikenin içine girmiş olur.

Türkiye Lozan'ı lağvederse yok olup gider
Türk Milleti ve Necip Türk Medyası, maalesef gerçekleri iyice anlayamaz hale geldi. Bundan 2 ay önce Nisan ayında ABD Başkanı Obama geldi,. Biz onu, bir Demokrasi havarisi edasıyla izledik. Meclis'de bir konuşma yaptı. Açıkça Başbakan ve Milletvekillerinin gözü önünde, Türk siyasetine ABD'nin buyruklarına adeta dikte etti. Ermeni meselesi ile ilgili açıkça "Ermeni Soykırımı" dedi. "Patrikhaneyi açacaksınız" dedi. "Ermenistan sınır kapısını açacaksınız, Kıbrıs Rum kesimi'ne limanlarınızı açacaksanız" türünden sözler söyledi. Koskoca Türkiye önünde bunları adeta dikte etti; medya ve milletvekillerimiz de bu konuşmayı ayakta alkışladı.

Şurası iyi anlaşılmalıdır: bu ülke içindeki siyasi mücadele, artık "Ulusal Siyaset"in mücadelesi olmaktan çıktı, dışarıdaki güçlerin, yani "Uluslararası Güç Merkezleri"nin Türkiye üzerindeki planlarının, hesaplaşmalarının mücadelesi oldu.

Ekimde yeni kriz dalgası geliyor
Kısacası Türkiye bugün, Turgut Özal'ın moda tabiriyle bir "Transformasyon"un öncesindedir. Hatırlarsanız bundan 15 gün önce "Ekim ayında dünyada ikinci büyük bir ekonomik kriz dalgası geliyor ve bu kriz Türkiye'ye yansıyacak" demiştim. Türkiye iktisadi bir buhrana doğru hızla sürükleniyor. Uluslararası Güçler'in Türkiye üzerine mücadelesine; bir de ekonomik buhran eklendiğinde, gelecek transformasyon (dönüşüm), Türkiye'deki bütün siyaseti, AKP, MHP, CHP dahil mevcut siyaseti silip süpürecektir.

ABD Türkiye'nin zayıflamasını istiyor
Amerika'nın Türkiye'ye bakışını iyi okumak gerekir. Son zamanlarda şunu görmeye başladım; Amerikalılar, Türkiye'de yeni bir muhatap arıyorlar ve bugünkü siyasi çıkmazın üstüne iktisadi buhran da eklendiğinde, çok kolaylıkla Türkiye'de bir muhatap bulacaklardır. Kimsenin bundan kuşkusu olmasın.

Sürekli konuşuyoruz; "Tencere sürekli fıkırdıyor, henüz kaynamadı". Yok Musul meselesi, yok anayasa değişikliği, yok Ergenekon, yok asker-sivil yargı meselesi..., bütün bu konularda konuşulanların hepsi aslında tali, izafi sorunlardır; yani ikincil meselelerdir. Türkiye'nin birinci meselesi iktisadi meseledir. Yani Türkiye'nin "varlık" meselesidir. Ne yazık ki, hiç kimse asıl mesele ile ilgili değil.

Her buhran, arkasından bir "Transformasyon"u da (dönüşümü) beraberinde getirir. Bir "Dönüşüm"ün olabilmesi için öncesinde bir buhran yaratılması gerekir. 1958'de develüasyon oldu, 1960'ta da devrim (darbe) oldu. Unutmayalım;1980'de de devalüasyon oldu, bunu da askeri darbe izledi.

ABD'nin uluslararası siyasette son 60 yıldır, yani II. Büyük Savaş'tan beri uyguladığı "stratejik" ve "diplomatik" bir yol vardır; "ABD Müesses Nizam"ı için genel kural şudur: Uluslararası mücadelede en önemli müttefikinizi, en önemli partnerinizi, onun elinin en zayıf olduğu anda yakalamanız gerekir. Amerikan Diplomasisi, yani Dış Siyaseti bu teorinin üzerine kuruludur. Çünkü karşınızda müttefik olarak partneriniz olan kişinin elini zayıflatırsanız, onunla istediğiniz şartlarda ortaklık yaparsınız; yani özetle onu yönetirsiniz.

Önümüzdeki yakın dönemde yaşayacağımız, iktisadi krize eklenmiş, hemen onun arkasından gelecek bir siyasi krizde, ABD "yeni bir rejimin" önünü açacaktır. Bu rejimden kastım kesinlikle "darbe" değil.

Evet, ABD'nin geçmişte Türkiye'deki en büyük partneri Ordu olmuştur. Ancak bugün TSK'nın çok zayıf bir noktaya düşürülmüş olması da, ABD'nin düzenlemeye çalıştığı yeni "Transformasyon" için hiç de raslantı değildir.

Ekim-Kasım'da Amerika'da ve Küresel Kapitalist Dünya'da başlayacak ikinci iktisadi krizin Türkiye'ye yansıması ilk dalgadan daha büyük olacak diye iddia ediyorum. Çünkü, AKP Hükümeti durumun farkında bile değil; adeta birileri İş Dünyasının, Medyanın ve Hükümetin de gözünü bağlayıp, manüple ediyorlar diye düşünüyorum. Kasım ve Aralık'ta bu kriz Türkiye'ye yansıdığı zaman, örneğin; önümüzdeki Haziranda'da, yani 6 ay sonrasında Türkiye'de bir seçim olsa, AKP dahil hiçbir partinin yüzde 20 alamayacağını görebiliriz. 4 partinin yüzde 20 ile seçim kazandığı ve iktidara ortak olduğu bir koalisyon, bir "Süper Güç" için en çok istenen durumdur. Böyle bir koalisyon ABD tarafından çok kolay yönetilecek "güçsüz" bir koalisyondur. Böyle koalisyonla yönetilen bir ülkade ayrıca, siyaset dışı "Güçler" de yeniden güçlenir ve Hükümet üzerinde bir baskı gücü olarak devreye girer.

Bu nedenle Türkiye için malesef önümüzdeki dönemin son derece sıkıntılı geçeceğini düşünüyorum. ABD'nin Türkiye'deki güç merkezlerine güclerini kaybettirerek, ülkenin en zayıf düşürüldüğü noktada, Türkiye için planladığı "transformasyon"u dayatabileceğini söyleyebilirim.

Tüm bunlar, Ortadoğu'da haritaların yeniden çizilebilmesi için, ABD'nin başlıca düşmanı olan "İran – Hizbullah – Taliban" üçgeni ile "Centcom" denilen Çin'den Türkiye'ye kadar uzanan bu bölgedeki tüm ABD karşıtı akımlar ve ayrıca Çin'in müttefiklerini zayıflatmak adına yapılıyor.

Bütün bu coğrafyada yakın gelecekte dönüştürülecek (transformasyon) müttefik olan Türkiye'ye; ABD tarafından bir dominant rol biçiliyor.

Altını çizerek söylüyorum, ABD'nin, Ortadoğu'da Türkiye'ye atfettiği birinci öncelik, Kuzey Irak'ta kurulacak bir "Kürt Devleti"ne, Türkiye'nin asla gölge etmemesi görevidir. Amerika için Türkiye'ye atfedilen ikinci önemli rol ise, soğuk savaş dönemindeki "müttefiki Türkiye" gibi; her dediğini yapacak yeni bir rejimin önünü açmak olacaktır.
 

Bookmark and Share

 

Başlangıç Sayfam Yap Favorilerime Ekle


  Yorumlar

 
Duygusal Resimler


Ahmet Galip


Şair Ahmet Hicri İzgören


Nasrettin Hoca Fıkraları


Ağız kokusu


Omegle tr


Milli Eğitim Bakanlığına Şikayet Dilekçesi


Turkcell Avea Vodafone Gizli Numara Engelleme


Notebook Touchpad İptal Etme


Bengünün makyajsız hali


   Aşk Hikayeleri | Aşk Mesajlari | Aşk Sözleri | Aşk Ve Sevgi | Aşk Şarkıları | Aşk Şiirleri | Cinsellik  | Dini Bilgiler  | Kadinca Duygusal Aşk Hikayeleri | Sesli Şiirler  | Sohbet Odalari  | Videolu Şiirler  | Diziler |  Filmler |  Fıkralar |  Güzel Sözler |  Haberler |  Hikayeler |  Msn Messenger |  Oyunlar |  Programlar |  Resimler |  Rüya Tabirleri |  Sağlık |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Şarkı Sözleri |  Şiirler |  Önemli Linkler  | İlahiler  | E - Kartlar  | Sitemap  | Google Sitemap  | Web Stats Gizlilik Politikasi Baharimsin.Com Google.Com.Tr ' De Aşk Şiirleri, Aşk Hikayeleri, Aşk Sözleri, Aşk Mesajlari, Güzel Sözler, Sesli Şiirler, Şiirler, En Güzel Aşk Sözleri Gibi Kelimelerde Öncülük Etmektedir. Yayın İlkeleri ve Kullanım Şartları Baharimsin.com Tüm yazilarini kaynak göstererek yayımlanmaktadır. Daha fazla bilgi için lütfen yayın ilkeleri ve kullanım şartları linkini tıklayıp okuyunuz. omegle chats , chatroulette , almanya chat , omegle , omegle , omegle , omegle , omegle , aşk şiirleri ..