Zaman akar, zaman geçer, Zaman zindan içinde; Biz mapusta gürül gürül yatardık Yılan çıyan içinde. Getirdiler ite kaka bir yiğit, Ayak çıplak Ak bir mintan içinde. Zaman zaman içinde Işık duman içinde Ve raviyan-i ahbar Ve muhaddisan-i ruzigar Şöyle rivayet Ve hikayet ederler kim: Beni adem zor bezirgan içinde Vardı bir Balaban. ………
Kendi Sesinden, Seçtiği Şiirleri
01 Kardeşlik Acıları
02 Dost
03 Saffet Korkut İçin
04 Mürettip Hasan
05 Oy Beni
06 Turan Emeksiz
07 Uyan Alim
08 Bir Milli Kurtuluş Türküsü
09 Yıldız Boklarıdır
10 Külli Topraksız ve Horlanmış
11 Böğürtlen Köklerinden ve Yarpuzlardan
12 Kısrağa Aştı
13 And Olsun Şart Olsun
14 Bizim Caddelerimizde De
15 Ah Len Ah
16 Dayan Ha Yıkılma
17 Meri Kekliğim
18 Ve De, Gavur İçinde Yesirdiler
19 Kimi Göbek Toplar Kimi Madımak
20 Onlar Yoksul Eti Yerler
21 Göze Göz Dişe Diş
22 Bir Kalleş Düzenci Geceden
23 Karlı Kabalaklı Dağ
24 Gözüm Başım Üstüne
25 Cevahir Yürekliler
26 Sağda Gider
HASTİR LAN Ben gider oldum kardaşlar. Ve de kız kardaşlar, Ben gider oldum, Gayri Haram bana Bu toprak damlar Bu ağaçlar, Bu taşlar bana. Apat dediğin Şişirilmiş oto lastiği Ve bir kaç Tahtadan ibaret Bir saldır. Suda yüzer. Oğul, uşak, bir de karım Kurt bana Hastir çeker Kuş bana Yılan bana Hastir çeker Çiyan bana Lan kardaş Bu nasıl yara Kanar heryerimden. Döğülmüşüm Süğülmüşüm Koğulmuş. Siktir çekilmişim yani Kendi öz yurdumda. Bir meri keklik gibi Çeker giderim.
Enver GÖKÇE
TURAN EMEKSİZ Bir yürüyüş eylediler sabahtan Ilgıt ılgıt kan gider loy loy! Dayan dizlerim dayan! Ağla gözlerim ağla! Namlu puşt olmuş, atayağı puşt. Yine düşman elindeydi vatan Bir oğul çıktı Malatya’dan: Anası Yılmaz çağırırdı Haram süt emmemişti anadan. Ve Beyazıt derler bir büyük alan Düşman sarmıştı sağı solu Düşman çok, cephane yoktu. Yetişmemişti daha Cemal Paşa kolu Amandı el aman! Tank paletleriydi alanda dönen Kusan namlularda, kalleş ölümcül Ve vuran ve kıran ve haykıran Malatyalı şöyle baktı bir Ana baba günüydü herhal Her yönde toz duman! Vay anam vay! Bu belalı başınan Kime ne diyem Kime ne diyem Nerelere gidem Ya derdime derman Ya katlime ferman! Başı daralınca Yılmaz’ın Baktı atacak taşı yoktu Baktı eli durmuş, ayağı durmuştu Vurulmuştu. Çıkardı yüreğini kan içinde Çarptı kötünün kafasına Hay bu nasıl devran? 28 Nisandı Yavri Hey! Ham Meyveyi Kopardılar Dalından.
Enver GÖKÇE
BİR İHTİYAR Gidiyorlar! Atları, terkileri, Göğüslerinde gümüş köstekleri yoktur. Gidiyorlar! Baş açık, yalın ayak, ardı arkasına Ümitten gayri ekmekleri yoktur Sen Vermişsin de sırtını meşeye Koca ihtiyar! Yolların, yolcuların Akşamla değişen şeylerin haricindesin. Hatıralarınla yaşıyorsun : İşte yine Getirdiler bohçasını önüne İşliği, çakmağı, tabakası, Çorabı, çakısı, ayakkabısı Ve Zonguldak treni, Zonguldak madeni, kömür havzası, Çakmağı, işliği, ayakkabısı. Ötede insanlar gidiyorlar. İşte yine getirdiler bohçasını önüne : Sarsan bir cigara daha Vursalar orta telden Emrah’ı Yüreğin tutar mı söylemeğe Başa gelen halleri? Bir buçuk ay gezdin dağları Avutmadı gönlünü Toprak kokusu, keklik kokusu, çiğdem, çiçekler. Keklikler konardı Bir o taşa bir bu taşa Ha deyip de çekemediğim tetiği. Kınasını oynatamadığın Düğününde oynayamadığın Körpe kuzu düştü yadına, İndin bahçeye : Dayadın sırtını duta. Domatesler kızarmıştı, Yılı değildi bal armudunun, Adam boyunu geçmemişti tınaz Sonra malum… Şimdi toprağa bakamıyorsun. Çifte salsan kara öküzü Gözlerine bakamıyorsun. Bütün gözler onun gözleri Bütün çalışanların emeği, Onun emeği, Sonra malum… Zonguldak treni Kömür dağları, kömür madeni …………………………….. İnsanlar gidiyorlar Gurbete, Şehire, Kara, Sen bir efkar gelmiş de ağlıyorsun. Enver GÖKÇE
AND OLSUN ŞART OLSUN Ben Böyle Taşların Çukurların İçinde Kalmışsam Yalnızsam Hor Görülmüşsem Arkasızsam Ve Böyleyse Bahtı Siyahım Yemin Kasem Olsun Ve And Olsun Şart Olsun Yerde Kalmaz Ahım. Enver GÖKÇE CEVAHİR YÜREKLİLER Zulüm Bayraklarına Küffetiğimiz Çağdı Fırat Akardı Munzur İnlerdi Ciğerparem Ve Cevahir Yürekliler Daha Sağdı Ve Malatya Dağlarında Keban Deresinde Yaban Keçileriyle Seğirttim Kurda Kuşa Yem Oldum Ben Halkın Ulusuydum Yani Doğdum Yeniden Şimdi Mor Işıklı Ağulu Bir Kenger Dikeni Oldum Ve Yılan Kemiği Boğazlara… Döner Ha Dönerim Şimdi Alıcılar Gibi Düşmanın İman Tahtasına… Enver GÖKÇE DAYAN HA YIKILMA Acı Bir Rüzgardır Eser Dağlardan Ovalardan Kapkara Kanını Kurutur Yoksulların Sonra Kıtlık Pahalılık Ve Faşizm Dayan Ha Yıkılma… Ülkemiz Yoksul Ülkemiz Fakir Ve İşçiler Öğrenciler Düşer Yanyana Düşer ya Vatanın Bir Yanı da Ölür. Ve Şahin Aydın Kerim Yaman Böyle Düşüyorsa Bir Bir İnsan Daha Özgür Olsun Diyedir. Enver GÖKÇE
FAKÜLTENİN ÖNÜ Fakültenin yanı demirden köprü Fakültenin önü bir sıra kavaktı Biz bir garip yiğit kişiydik Bütün hürriyetler bizden uzaktı
Faşistler camlara yürüdüler Kürsüleri kırdılar, höykürdüler Tığ teber şahı merdan “Tanrı Dağı kadar Türktü bunlar Hıra Dağı kadar müslüman.” Ve de kanlı bıçaklı düşman …………………… …………………… Gökler ışıyordu yer yer Ortalık ala şafaktı. Enver GÖKÇE
GELMEYEN BAHAR Gel kardeşim, gel beri Hey kurt hey kuş hey börtü böcek Ah gidenler gelir mi geri Açar mı bugun dört bahardır kanayan çicek Demek Daha bizim yaşımızda İnsanlar ölecek. Enver GÖKÇE
MERİ KEKLİĞİM Bir Elde Çatal Bir Elde Dehre Dalar Dikenlerin Kengerlerin Peşinde Kaderimmiş Söğerim Oy Meri Kekliğim Yeter Çektiğim
Dut Kurusu Süpürge Tohumu Yediğimiz Ve Bir Godik Arpa İçin Sivas Kapılarından Geri Çevrildiğimiz Günleri Defledik Meri Kekliğim Yeter Çektiğim Yol Parası Veremedim Diye Şu Dağları Bana Açtırdılar Şu Yolları Bana Hacizlere Gitti Suna Gibi Keçim İneğim Meri Kekliğim Kore Dağlarında Tabakam Kaldı Mapus Damlarında Özgürlüğüm Hey Meri Kekliğim Yeter Çektiğin. Enver GÖKÇE
VE DE “GAVUR İÇİNDE YESİRDİLER” Hepten Suya Verdik Çünkü Suyu Yoktu. Toprağı Gazı Tuzu Işığı Yoktu Bu Köyleri Suya Verdik Eli Ayağı Tekerleği Kağnısı Yoktu Ve Atı Arabası Yoktu Bir Kaç Kıl Keçi Bir Torba Çökelik Ve Tulum Peynirine Hasrettiler… Ve De “Gavur İçinde Yesirdiler” Sanki Çarıklarını Yemiştiler Gün Olmuş Ve Dut Kurusu Süpürge Tohumu… Haybedendi Yaşamları Ümmiydiler Gurbetçiydiler Gülmemişti Hiç Biri… Ve Soğuk Asvan Pulur Hıdır-öz Ve Huni Su Payniği Zalbar Ve Pul Ve Güci Kırani Haskini Henisik Hulmin Karapınar Ecüzlü Vahşin Venk Ve Payamlı Ve Süderek Haritadan Silindiler Bir Sabah… Enver GÖKÇE
KARDEŞLİK ACILARI Yıllar var ki sizleri düşünüyorum : Yanan şehirlerim, Düşmana ekmek veren tarlalarım Teknelerim, ocaklarım, öğretmenlerim! Ve sizleri : Caddeler, tarlalar, fakülteler, Nehir boyları, şehirler, ordular Aşklarım, hünerlerim, sefaletlerim! Ellerime ateş düştü Yüreğime, gövdeme, kollarıma. Biliyorum ey demokrasi! Bütün şairlerin ölür Barikatların susar Ve yanar da limanların, iskelelerin Zafer gülleri sensiz açmaz Böyle bir macerada. Kardeş, kardeş! Alkış tutan ellerini kesmedim, Tanklarımla tarhlarını ezmedim. Ben kendi halimle müthiş kişi Ben sevici sert ve delişmen… Ve hürlük kardeşlik çırasını Kendi hissemce götüren insan. Biliyorum bu dünyada Gökyüzü ve denizyüzü Cümle çiçek ve cümle yemişler vardır Biliyorum bu dünyada Yalnız ve “yalnız insanlar Yani kardeşler vardır.” Beni şehir şehir beni, Beni köy kent beni Beni usul, beni yolca götür Kardeşlik treni! Ağır yaralılar taşıyorum İncinmesin kollarım, ayaklarım, ellerim Işıltılı gündüzlere gitmeliyim Acılar, darağaçları, kelepçe demirleri! Bayram şenliklerine, Demokrasi şenliklerine gitmeliyim Uğruna şiir yazılan, döğüşülen, ölünen insanlar! Yeter değil bana Zaferlerin, Yıllardır gece hücumlarına Sokak savaşlarına katlandığım. Enver GÖKÇE
|